Doğuş’a büyük hayal kırıklığı

ünlü şarkıcı ve artist Doğuş’a büyük hayal kırıklığı bu yazıyı okuyun

 
 
Çağla Şikel’in ardından, yeni yılın ilk günlerinde Doğuş’un eşi Şeyma Baltacı da düşük yaparak bebeğini kaybetti..

Evlendikten altı ay sonra boşanma kararı alan ve evini ayıran Doğuş, ayrılığa daha fazla dayanamayarak eşi Şeyma Baltacı ile yeniden bir araya gelmişti. Çiftin mutluluğu, bebek beklediklerini öğrendiklerinde doruğa çıkmıştı.

 Ancak çiftin heyecanı fazla uzun sürmedi. Geçtiğimiz gün evinde rahatsızlanan ve kanama geçiren Şeyma Baltacı hastaneye kaldırıldı. Eşinin yanından biran olsun ayrılmayan Doğuş, bebeği kaybettiklerini öğrendiğinde duygusal anlar yaşandı. Şeyma Baltacı’yı teselli eden ünlü şarkıcı, eşinin sağlık durumunun iyi olmasına sevindi.

‘ÇAĞLA BİZİ GAZA GETİRMİŞTİ’

Sanat dünyasında bir düşük haberi de geçtiğimiz günlerde yaşanmıştı. 2008′in son günlerinde Çağla Şıkel düşük yaparak bebeğini kaybetmişti. İşin ilginç yanı, Şeyma Baltacı bir röportajda “Çağla’nın hamile olduğu haberini alınca ben de test yaptırmaya karar verdim ve hamile olduğumu öğrendim. Çağla bizi gaza getirdi” demişti. Hastaneden taburcu olan Şeyma Baltacı evinde dinlenmeye çekildi. Çift üzgün olduklarını söylerken, aileleri ikiliyi yalnız bırakmıyor.

Sanem Çelik ve Erhan Emre’den Güldünya

Sanem Çelik ve Erhan Emre’den Güldünya
 

Sanem Çelik'in yeni dizisi Güldünya       Sanem Çelik ABD’de geçirdiği süre için “Çok iyi geldi bana bu süreç… Bol bol resim yaptım. Workshoplara katıldım. Caz derslerine, dans derslerine katıldım” diyor.

      ‘Güldünya’ dizisiyle ekrana dönmeye hazırlanan Sanem Çelik “Kudret Sabancı’yla ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından ABD’ye kaçtı” söylentileri için “Hiçbir yere kaçtığım, gittiğim yok. Dinlendim, kendimi dinledim” diyor.

      “ALİYE” dizisinde çocukları için mücadele veren bir kadını canlandıran Sanem Çelik, 2.5 yıl aradan sonra şiddet gören kadınların öykülerini anlatan “Güldünya” dizisiyle ekranlara dönüyor. “Aliye”nin yönetmeni Kudret Sabancı’yla görüntülenince o dönemin en çok konuşulan magazin olayına imza atan Çelik yaşananların ardından ABD’ye gitmişti.

      2.5 yıldır ABD’de yaşayan Çelik “Türkiye’yi yavaş yavaş özlediğim bir dönemde böyle bir proje gelince hemen geldim” diyor. Çelik, yaşananların ardından ABD’ye gitmesiyle ilgili olarak “Hiçbir yerden kaçtığım, gittiğim yok. Bir şeyden kurtulmaya da çalıştığım yok. Projemizi bitirdik ve dinlenmem gerekiyordu. Bu süreci Amerika’da geçirmek istedim” açıklamasını yaptı.

Güldünya’yla birlikte ufkum açıldı
      ABD’de geçirdiği 2.5 yılın ardından Güldünya adlı diziyle yeniden ekranlara dönmeye hazırlanan Sanem Çelik “Bu dizi neyin şiddet, neyin taciz olduğunu bize gösterecek” diyor. Başrolü paylaştığı Erhan Emre de senaryodan çok etkilendiğini söylüyor

      Aliye dizisinde çocukları için yaşam mücadelesi veren bir kadını canlandıran Sanem Çelik, 2.5 yıl aradan sonra şimdi de kadın sorunlarına ayna tutan “Güldünya” dizisiyle seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Star TV’de ocak ayının ilk haftası ekrana gelecek “Güldünya”da Çelik başrolü Erhan Emre ile paylaşıyor. Hayatın ağır sınavlarından geçmiş kadınların öykülerini ekrana taşıyacak olan dizide Gizem karakterini oynayacak olan Sanem Çelik “Şiddetin parayla, pulla, eğitimle, kültürle alakası yok. Şiddet insanın beyninde” dedi.

      Yönetmen Kudret Sabancı ile ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından bir süre sonra Amerika’ya giden Sanem Çelik,”Hiçbir yerden kaçtığım, gittiğim yok. Bir şeyden kurtulmaya da çalıştığım yok. Çalıştık, projemizi bitirdik ve dinlenmem gerekiyordu. Bu süreci Amerika’da geçirmek istedim” açıklamasını yaptı.

      Siz iki yıldır Amerika’daydınız, siz de Almanya’da yaşıyorsunuz. İkinizi de Türkiye’ye getiren Güldünya projesi mi oldu?
      Sanem Çelik:
2.5 yıldır Amerika’da yaşıyordum. Türkiye’yi yavaş yavaş özlediğim bir dönemde böyle bir proje gelince hemen geldim. Güldünya’nın hikâyesi beni çok çekti. Çok doğru bir toplumsal yaraya parmak bastığı için burada olmalıyım dedim ve geldim.

      Erhan Emre: Ben de doğma büyüme Almanya’dayım. Senaryo bana geldiğinde gerçekten çok etkilendim. Anlatılan hikâye kafama çok yattı.

      İzleyicinin karşısına hangi karakterlerle çıkacaksınız?
      E. E.:
Yurtdışında yaşayan, Fransa’da gazetecilik yapan Murat isminde birini oynuyorum. Türkiye’ye ablasının yanına gidip geliyor. Son gelişinde başına bazı olaylar geliyor ve Fransa’ya dönmüyor. Türkiye’de kalmaya karar veriyor ve kendisini olayların içinde buluyor.

      S. Ç.: Ailesinin içinde bir çeşit şiddete maruz kalınca kendini bir anda şiddete karşı çıkan grubun içinde bulan Gizem adlı bir kadını oynuyorum. Ekonomi okumuş, yalnız yaşayan, ayakları üzerinde durmayı öğrenmiş güçlü bir kadın.

‘Şiddet gören erkekler de var’
Sanem Çelik ve Erhan Emre'den Güldünya dizisi       Töreye kurban giden Güldünya’dan adını alan bu dizi onun hayat hikâyesini mi işleyecek bir nevi?
      S. Ç.:
Güldünya’nın hikâyesini anlatmıyoruz ama Güldünya yaşadıklarıyla bir sembol haline gelmiş. Onun gibi zulme uğramış kadınların hikâyelerinin anlatıldığı bir dizi olduğu için o isim uygun görüldü diye düşünüyorum. Türkiye’de birçok kadın şiddete maruz kalıyor. Ancak onun şiddet olup olmadığını bile bilmiyorlar. Bu dizi biraz neyin şiddet olduğunu, neyi nasıl davranmamız, korumamız gerektiğini anlatacak bir proje olacak bu…

      E. E.: Her zaman kadınlar şiddet görmüyor. Şiddet gören erkekler de var ben duyuyorum. (Gülüyor) Şiddet çok önemli bir konu. Bu sadece Türkiye’de yaşanmıyor tüm dünyada kadınlar, çocuklar, erkekler şiddete maruz kalabiliyorlar.

      Bu proje Türkiye’de şiddet gören kadınlara nasıl bir yol gösterecek, neler öğretecek?
      S. Ç.:
Şiddet görenlerin yanısıra şiddeti uygulayanlara da ‘Ya ben ne yapıyorum’ dedirtecek. İnsanların fark etmesini sağlayacak bir ortam hazırlayacağını diliyorum. Şiddete maruz kalan kadınlarımızın başvuracakları bir danışma hattımız olacak aynı zamanda. 656 96 96 numaralı hattı arayarak yardım isteyebilecekler.

      Dizi öncesinde şiddet gören kadınların sığındıkları yerlere gittiniz mi? Neler yaşadıklarını ve ortamlarını görme şansınız oldu mu?
      S. Ç.:
Amerika’dan gelir gelmez çekimlere başladık böyle bir şansım olmadı. Senaryoyu okudukça, çevremdekilerle konuştukça inanılmaz hikâyeler duymaya başladım. Ne kadar çok şiddete maruz kalındığını, şiddetin çeşitliliğini gördüm. Çok ağır hikâyeler duyuyorum gerçekten. Bu dizi neyin şiddet, neyin taciz olduğunu bize gösterecek.

      Başımıza taciz ve şiddet geliyor ve biz “yanlış anladım” “Bunu yapmak istemedi” diyerek bunların üstünü örtüyoruz. Ben bu işin içine girdikçe o yanlış anlaşılmaların adının taciz olduğunu, psikolojik taciz uygulandığını görmeye başladım. Benim bu diziyle birlikte ufkum açıldı. İnanıyorum ki toplumumuzun da ufku açılacak. Bir tokat atınca kadınlarımız ‘Kocamdır, döver de, sever de’ diyor. Ancak hastaneye yattıklarında “Ben şiddete mi maruz kaldım” diye düşünüyorlar.

      Siz bundan sonra oyunculuğa Türkiye’de mi devam etmeyi düşünüyorsunuz?
      E. E.:
Bir süre buradayım. Sürekli Almanya’ya gidip geliyorum. Yılbaşını ailemle birlikte kutladım. 17 aylık bir oğlum var. Türkiye’ye gelip yerleşmeyi düşünmüyorum. İş olduğu sürece gidip gelmeyi düşünüyorum.

Eşime şiddet uygularsam benden boşanır
      Şiddet önceden cahil, kültürsüz insanların yaptığı bir şey gibi gösterilirdi. Günümüzde eğitimli, kültürlü insanlarında şiddete başvurduğunu görüyoruz.
      S.Ç:
Evet, bunda paranın, pulun, yaşın, eğitimin, kültürün önemli olmadığını görüyoruz. Şiddet insanın beyninde ve beynini kontrol edemediği yerlerde dolaşıyor.

      E.E: Okumuş, cahil hiç fark etmiyor, her sınıftan insan şiddet uygulayabiliyor.

      Hiç şiddete başvurduğunuz ya da şiddet gördüğünüz, tacize uğradığınız zamanlar oldu mu?
      E.E:
Benim üç ablam ve annem var. Bana dört anne gibi davrandılar. Hiçbir zaman şiddet uygulamadım, görmedim de… Kız arkadaşlarıma da uygulamadım. Zaten şu anda evliyim. Eşime şiddet uyguladığım an herhalde benden boşanır.

      S.Ç: Gün içinde birinin bana yer gibi bakması taciz mesela. Adam beni baştan aşağıya taciz ediyor. Burada benim nasıl bir savunma mekanizmam olabilir. Nasıl koruyabilirim kendimi bilmiyorum. Benim de bir tacize, tacizle, şiddetle cevap vermem mi lazım. Ama kendimi korumam için bunu yapmam gerek bir sistem var maalesef.

      Türkçeniz bozuk olduğu için zorlanıyor musunuz oynarken.
      E.E:
Evet biraz sıkıntı çekiyorum bu konuda. Ders alıyorum. Senaryoyu ilk okuduğumda sözlükle okudum (Gülüyor). Senaryoyu Sanem’le birlikte okuyoruz. Çok iyi bir öğretmen Sanem bana çok yardımcı oluyor.

      S.Ç: Erhan bence çok zorlanmıyor. Birbirimizi çok iyi dinliyoruz aramızda şiddet yok. (Gülüyor)

Amerika’da kendimi dinledim
      2,5 yıl Amerika’da kaldınız. Bu süreçte neler yaptınız?
      S.Ç:
Dinlendim, kendimi dinledim. Çok iyi geldi bana bu süreç… Bol bol resim yaptım. Workshoplara katıldım. Caz derslerine, dans derslerine katıldım.

      Resim yapıyorsunuz. Bunu profesyonelliğe dönüştürmeyi düşünüyor musunuz?
      S.Ç:
Uzun yıllardır resim yapıyorum. Alev Mavitan, Mihrap Mavitan’dır hocalarım. Karakalemle başladım. Şimdi reprodüksiyona geçtim. Belki çok ileride sergi açabilirim.

      E.E: Çok mütevazı bence resimleri çok güzel. Set aralarında yaptıklarını görüyorum çok süper.

      S.Ç: Sette bir şey dikkatimi çekiyor hemen çiziyorum. Algıda seçicilik yaratsın ve ben yaratıcı olmaya başlayayım diye set aralarında resim yapıyorum.

Döner yemeyi özledim
      Amerika’da kaldığınız süreç size nasıl geldi peki?
      S.Ç:
2.5 yıl orada yaşadım. Buraya geleli 3 ay oldu. Kimseye kendimi tanıtmadığım sürece, kimsenin beni bilmediği bir yerdeydim.

      Amerika’da Türkiye’ye ait en çok neyi özlediniz?
      Döner. (Gülüyor) Oraya gidince oldukça sık söylediğim şey Türkiye’ye gitsem de döner yesem oluyordu.

Bir yere kaçtığım gittiğim yok
      Kudret Sabancı’yla yaşadığınız aşk, yuva yıkan kadın olarak lanse edildikten sonra Türkiye’den gittiniz. Bu bir kaçış mıydı?
      S.Ç:
Gezmeyi çok severim. Başka kültürlerin içinde olmayı severim. Zamanlama çok doğru oldu benim için. Bu fırsatı bulmuşken değerlendirmek istedim. Bunu kaçırmanın bir manası yoktu. Çalıştık, projemizi bitirdik ve dinlenmem gerekiyordu. Hiçbir yere kaçtığım, gittiğim yok. Hiçbir yerden kurtulmaya çalıştığım yok. Ben kendimi dünya çocuğu olarak görüyorum. Bugün oradayım, yarın başka ülkedeyim. Benim için kaçmak, gitmek yok, sadece gezmek, görmek var. İnsan bazen durduğu zaman kendini çok net seyredebiliyor. Ben de kendimi seyretmek istedim.

Bir erkeğin size aşık olup olmadığı böyle anlayabilirsiniz

Bir erkeğin size aşık olup olmadığı böyle anlayabilirsiniz

Bir erkeğin size aşık olup olmadığını anlamak hiç de zor değil. İşte bir kaç ipucu…
İltifat eder
Erkekler her ne kadar “Benim için iç güzelliği önemli, fiziki değerlere çok önem vermem” deseler bile mutlaka dış güzelliğe bakarlar, öncelikle bir erkek âşık olduğunu ilk olarak sizi baştan aşağı süzerek belli eder.
Giyiminize, makyajınıza, yüz hatlarınıza, kilonuza, el- ayak bakımınıza, saçlarınıza, gözlerinize� Kısacası onun tarafından baştan sona fiziksel bir sınavdan geçirilirsiniz. Sınav bitiminin ardından, “Ne güzelgözlerin var”, “Saçlarını çok beğeniyorum”, “Mini etek sana çok yakışıyor” gibi iltifatlarla karşılaşmaya başlarsınız.Sözün kısası, iç güzelliğiniz de olsun ama yine de siz her zaman güzel ve bakımlı olmaya gayret edin. Çünkü bir gün mutlaka bir erkek tarafından iltifat alacaksınız.
Dinler
Eğer bir erkek sizden hoşlandıysa ses tonunuzu, diksiyonunuzu; kısacası onu sözlerinizle nasıl etkileyeceğinizi merak eder. Yanınıza gelip sizinle konuşmak ve sorular sormak ister. Mümkün olduğunca ikinizin de hoşuna gidecek güncel konular bulmaya çalışın. Ona soracağınız sorular hem kendisiyle ilgilendiğinizi gösterecek hem de onun nelerden zevk aldığına dair size ipuçları verecek.
Erkekler güldüren ve zeki kızlardan hoşlanırlar. Örneğin ona çocukluğunuzun komik anılarını anlatabilirsiniz. Ayrıca tane tane konuşmaya gayret edin. İyi bir diksiyon ve etkileyici bir ses tonuna önem verdiklerini de unutmayın.
Fedakâr olur
Eğer bir erkek sizden hoşlanıyorsa içgüdüsel olarak sizi korumak ister, örneğin kalabalık ortamlarda rahatsız olduğunuzu düşünürse sizin için tartışmaya girebilir. Size sorular sorarak ihtiyaçlarınızı anlamaya çalışır.
Sağlığınızın ve keyfinizin yerinde olmasını herkesten çok o ister. Sizi her koşulda korumaya çalışıp üzülmemeniz için elinden geleni yapar.
Zaman ayırmanızı ister

Bir erkeğin hayatta en önem verdiği şeylerden biri de ilgilenilmektir. Kısacası ona önem vermenizi ve onunla vakit geçirmenizi bekler. “Bu akşam ne yapıyorsun?”, “Kiminle çıkıyorsun?”, “Seni evine bırakmamı ister misin?” gibi hafif kıskançlık kokan sözlerle de hayatınıza dâhil olmaya çalışır.

Onunla ilgilendiğiniz zaman mutlu olup, ona vakit ayırmadığınız zamanlarda ise kıskançlık duyguları ön plana çıkar. Eğer bir akşam eski aşkınızla yemeğe çıkacak olursanız, “Neden, ne gerek var ki?” veya “Ben varken neden onunla yemeğe çıkıyorsun?” gibi onlarca soruyla karşılaşabilirsiniz. Yani dikkat! İlişkinizin tehlikeye girmesini istemiyorsanız eski sevgililerinizle görüşmemeye çalışın. Eğer görüşecekseniz de bunu ölçülü tutmaya çalışın.
Bilin ki o sadece sizin tarafınızdan ilgi görmek istiyordur. Ona olan konsantrasyonunuzun azaldığını hissettiği andan itibaren aklına “Acaba başka bir erkek mi var?” sorularını getiriyor olabilir.
Her halinizle güzel bulur
Elbette ki de saçlarınız yapılı olduğunda ve ışıl ışıl parladığınızda size iltifat etmesini doğal karşılıyor olabilirsiniz. Yataktan kalktığınız andan gece uyuyana kadar geçen her saniyenizde, ister bakımlı görünmek için tonlarca para harcayın isterseniz de en doğal halinizle, makyaj bile yapmadan gezin, o sizi yine de güzel bulacaktır. Bu durumda gözü sizden başkasını görmüyor demektir.
Öncelik sizsinizdir
Seven erkek sevgilisine öncelik tanır. Onun için siz, zaman zaman ailesinden ve en yakın arkadaşlarından bile önce gelirsiniz, örneğin kız kardeşiyle ve sizinle alışverişe çıktığında en güzel kıyafetleri öncelikle size alır. Önce sizin iyi olmanızı, sizin gülmenizi ve mutlu olmanızı ister.
Soğuk bir yerde sizden başka üşüyen biri varsa ceketini önce size verir, hasta olduğunuzda işine gitmek yerine önce sizi ziyaret eder, hafta sonlarını ailesiyle geçirmek yerine sizinle program yapmaya çalışır. Çünkü siz onun hayatının en önemli değerisinizdir.