Cum

2

Adet Öncesi Sendromu nasıl önlenir?

02 Oca 2009, 07:21 | RuzgarGulu | henüz yorum yok

Adet Öncesi Sendromu nasıl önlenir?

Üreme çağında olan kadınların çoğunun en büyük kabusu adet öncesinde yaşadıkları ruhsal ve fiziksel sorunlar. Adet Öncesi Sendromu (AÖS) denen bu durumun teşhis ve tedavisi aslında çok basit.

Adet Öncesi Sendromu (AÖS) genellikle 25 ila 35 yaşlarında kendini göstermeye başlar ve her adet öncesi dönemde kendini tekrarlar. Belirtileri oldukça şiddetli olan kadınlar aynı zamanda Adet Öncesi Duygusal Bozukluk (AÖDB) olarak nitelenen durumu da yaşarlar. Hem AÖS’de hem de AÖDB’de belirtiler, adetin başlamasıyla belirgin bir şekilde azalır. Adet gören kadınların %85′i hayatlarında bir defadan fazla olmak üzere adet öncesi sendromunu yaşadıklarını belirtirken, %2 ila %10′u ise kapasitelerini azaltan ve günlük yaşamlarını etkileyen belirtilerden şikayet ederler. AÖS’nun 200′den fazla belirtisi olduğu ileri sürülse de; aşırı duyarlılık, gerilim ve duygusal bozukluk en sık görülen ve en fazla etkiyi yapan belirtilerdir.

1. Adet Öncesi Sendromunun belirtileri nelerdir?
AÖS’nun belirtilerini üçe ayırmak mümkün. Davranışsal, psikolojik ve fiziksel.

Davranışsal belirtiler: Yorgunluk, uykusuzluk, baş dönmesi, cinsel ilgide değişiklik, aşırı yeme veya bazı yemekleri aşırı isteme.
Psikolojik belirtiler: Öfke nöbetleri, depresif ruh hali, ağlama, anksiyete, gerginlik, ruh hali değişkenliği, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, huzursuzluk, yalnızlık hissi, özgüven eksikliği.
Fiziksel belirtiler: Baş ağrısı, göğüslerde duyarlılık ve şişme, sırt ağrısı, karın ağrısı ve şişme, kilo alımı, su tutma, mide bulantısı, kas ve eklem ağrısı.

2. AÖS’nun nedenleri nelerdir?
Nedenleri henüz bilinmemekte beraber, karmaşık ve pek çok faktöre dayalı olabilir. Hormonların bu konudaki etkileri çok açık değil. Ancak yumurtlama baskılandığında belirtilerde düzelme olduğu da görüldü.
Hormon seviyelerindeki değişikliklerin serotonin gibi merkezi nörotransmitterleri etkilemesi mümkün. Ancak cinsel hormon seviyelerinin dalgalanması AÖS’li kadınlarda normaldir. Bazı kanıtlar, bu bozukluğun, altyapısında serotonin problemi olan kadınların progesterona karşı artmış hassasiyetiyle ilişkisi olduğunu gösterdi. Ama bu mekanizma tüm vakaları açıklayamaz. Çünkü bazı hastalar SSRI grubu antidepresan ilaçlarla tedaviye cevap vermez. Linoleic asidin prostaglandin öncü maddelerine dönüştürülememesi ile ilgili olarak yaşanan prostaglandin problemleri AÖS ile bağlantılı olabilir. Genetik faktörler de AÖS’nin gelişmesinde rol oynayabilir. Çünkü her iki kardeşte de AÖS’nin görülmesi durumu tek yumurta ikizlerinde, çift yumurta ikizlerine göre iki kat fazladır.

3. AÖS nasıl teşhis edilir?
Amerikan Kadın Doğum ve Jinekoloji Derneğinin (ACOG), aşağıda yer alan teşhis kriterlerinin kullanılmasını önerilir. Ağır duygusal bozukluk belirtileri ve belirgin fonksiyon bozukluklarından şikayetçi olan hastalar ise AÖDB kriterleri ile değerlendirilebilir.

4. Adet Öncesi Duygusal Bozukluk (AÖDB) teşhis kriterleri hangileridir?
1. Kriter: Bir önceki yılın adetlerinde, luteal fazın(yumurtlamadan sonraki dönem) son haftasında aşağıda yer alan belirtilerin en az 5 tanesi (belirtilerden en az bir tanesi 1 - 2 - 3 – 4 nolu kriterlerden biri olmak üzere) görülmüş, bu belirtiler foliküler fazın(yumurtlamadan önceki dönem) başlamasıyla azalmış ve adetin başlangıcını takip eden 1 hafta içerisindeyse yok oldu.

Not: Adet gören kadınlarda; “luteal faz” yumurtlama ve adet başlangıcı arasında geçen süreyi ifade ederken, “foliküler faz” ise adetlerle başlar. Adet görmeyen kadınlardaysa (histerektomi geçiren kadınlarda) luteal ve foliküler fazın tespit edilmesi için hormon seviyelerinin takibi gerekebilir.
2. Kriter: Rahatsızlık iş/okul hayatını veya diğer günlük sosyal ilişki veya aktiviteleri etkiler. (örn: sosyal aktivitelerden kaçınma, üretkenlikte veya iş/okul performansında azalma)
3. Kriter: Rahatsızlık ve sıkıntılar; önemli depresyon, panik bozukluk, distimik bozukluklar veya kişilik bozukluğu gibi başka bir bozukluk nedeniyle ağırlaşmaz.
A, B ve C kriterleri an az iki ay üst üstte günlük değerlendirmeler vasıtasıyla onaylanmalı.
AÖS ve AÖDB ancak çeşitli fiziksel ve psikolojik bozuklukların ekarte edilmesi sonrasında teşhis edilebilir. AÖS ayrıca günlük yaşantıyı etkilemeyen ve doğal yumurtlama sürecinde yaşanan basit adet öncesi belirtilerinden ayırt edilmelidir (örn: şişme ve göğüs hassasiyeti). AÖS teşhisinin doğrulanması için üç kriterin varlığı çok önemlidir: bu belirtilerin yalnızca adetin luteal fazında olmak üzere belirtilerin sürekli ve tekrarlı olarak yaşanması, fonksiyonları kısıtlayıcı olması ve yaşamı etkilemesi.
AÖS veya AÖDB’den şüphelenildiğinde, hastaların artarda birkaç ay için günlük belirtileri takip etmeleri istenir. Bu günlük takip yardımıyla dönemsel belirtilerin değişkenliği takip edilebileceği gibi bazı kadınların luteal olmayan belirtileri olduğu da saptanabilir.

5. AÖS tedavisi nasıl yapılır?

AÖS tedavisinin amacı; belirtilerin iyileştirilmesi veya ortadan kaldırılmasını sağlamak. Görülen belirtilerin, aktiviteler ve ilişkiler konusundaki etkilerini azalmak ve tedavinin yan etkilerinin en düşük seviyede tutmak. Her ne kadar birçok tedavi seçeneği mevcut olsa da, bunlardan pek azının etkinliği kontrollü deneylerle kanıtlandı.

Başlangıçta tüm AÖS’li hastalar ilaç içermeyen bir tedavi ile sürece başlamalı. İlaç tedavisi ancak inatçı AÖS belirtileri olan hastalarda ve AÖDB kriterlerine uyan hastalarda düşünülebilir.

Cerrahi tedavi (genel olarak rahim ve yumurtalıkların alınması) uygulaması ise tartışmalı bir konu. Çünkü geri dönüşsüz bir uygulamadır ve beraberinde bazı riskleri getirir. Cerrahi tedavi ancak diğer tedavilere cevap vermeyen ve bu tür bir ameliyat kararının verilmesini destekleyecek diğer jinekolojik bulguları olan hastalarda uygulanabilir.
6. İlaç içermeyen ( farmakolojik olmayan ) tedavisi nasıl yapılır?

7. İlaç tedavisi nasıl yapılır?

İlaç tedavisine karar verilmeden önce diğer yöntemler en az 3 ay süreyle denenmiş olmalı. Belirtilerin tatmin edici seviyede iyileşmemesi durumunda ilaç tedavisi düşünülür. Tedavi hastanın ihtiyaçları ve diğer tıbbi koşulları göz önünde bulundurularak kişiye özel olarak hazırlanır.
Reçetesiz İlaçlar: Reçetesiz satılan ilaçların çoğu orta kuvvetli diüretikleri (idrar sökücü ilaçlar), prostaglandin inhitibörlerini ve antihistaminik tedavilerini içerir. Ancak bu ilaçların kombine olarak kullanımında doktor tavsiyesi mutlaka alınmalı. Çünkü bu gibi durumlarda bazı etken maddelerin az bazılarının ise aşırı dozda alımı söz konusu olabilir. Eğer hasta reçetesiz ilaçlar kullanılacaksa, tek etken madde içeren bir ürünün seçilmesi (örneğin: vitamin veya ağrı kesici) tercih edilmeli.
Psikotropik İlaçlar: Serotoninin AÖS ve AÖDB üzerindeki etkileri nedeniyle SSRI grubu antidepresan ilaçları şiddetli AÖS veya AÖDB kapsamına giren hastalarda kullanılması düşünülebilir. Ancak yine doktor bu ilaçların yan etkileri olan uykusuzluk, halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi faktörleri de göz önünde bulundurarak karar verecektir.
Anksiyolitik ilaçların kullanımı bağımlılık yapma riskleri nedeniyle tercih edilmemeli. Diğer psikotropik ilaçların (örn: bupropion,trisiklik antidepresanlar ve lithum) da bazı olumlu etkileri gözlemlenmesine karşın yararlarıyla karşılaştırıldıklarında ağır basabilen yan etkiler i nedeniyle tercih edilmemeli.
Diüretikler: Spironolactone (Aldactone) steroid hormonlarına benzeyen bir aldosteron antagonisti olup, göğüs hassasiyeti ve sıvı tutulumu gibi AÖS etkilerini gidermekte etkili olan tek diüretik tipidir.
Prostaglandin Inhibitörleris. Nonsteroid anti-inflammatuar ilaçlar dismenore tedavisinde oldukça etkili olmaktadır. (örn:naproksen sodyum). Özellikle naproksen sodyum fiziksel sıkıntıları rahatlatmakta ve baş ağrısını gidermektedir; ancak yine doktor tarafından hastanın gastrointestinal problemleri olması durumunda dikkatle kullanılmalıdır.
Adet Döngüsünü Değiştirmek Üzere Kullanılan İlaçlar:. Gonadotropin-salgılayıcı hormonlar, östrojen ve progesteron kullanımının AÖS ve AÖDB üzerinde etkileri araştırılmıştır ancak faydaları kısıtlıdır.
Oral kontraseptif kullanımı AÖS tedavisinde sıklıkla kullanılmasına karşın etkilerinin sürekli olduğu konusunda yeterli delil yok. Faydaları içerdiği östrojen bileşeni nedeniyle olabileceği için monofazik ilaçların kullanımı en doğru seçim olur. Kontraseptifler(doğum kontrol hapları) şişme, baş ağrısı, karın ağrısı ve göğüs hassasiyeti gibi etkileri azaltırken bazı etkileri de arttırabilirler. Hastalardan gelen geri bildirimler, bu ilaçları kullanan hastaları daha az fiziksel yakınmaları olduğunu gösterdi. Ancak bu ilaçların ruh hali üzerinde pozitif etkisi yok.
Geçmişte progesteronun kulanımın daha yaygın olduğunu görürüz. Sentetik progesteron benzeri ilaçlar (örn: medroxyprogesteron asetat). Çelişikli olarak bazı kanıtlar progesteronun AÖS’nin bazı fiziksel ve psikolojik etkilerine sebep olduğunu gösterir. Progesteron kullanımı genel olarak karın şişmesi ve ağrısı, bulantı, göğüs ağrısı ve adet düzensizlikleri için kullanılır. Ancak 14 kontrollü deneyde progesteronun belirtileri azaltıcı bir etkisi ispatlanamadı.


Cum

2

Saç / Saçlar / Saç Nedir?

02 Oca 2009, 07:20 | RuzgarGulu | henüz yorum yok

Saç / Saçlar / Saç Nedir?

Saç; saçlar beynimizi saklayan kafatasımızın derisinden uzanan, keratin moleküllerinin sıkı bağlarla birbirine bağlanarak oluşturduğu, çok katmanlı, oldukça karmaşık bir biyolojik yapıdır. Saçlar Kafatasımızın bir travmayla karşılaşması halinde, bu travmanın şiddetini en aza indirebilecek esnekliği sağlayan uzantılardır. Saç Kafatasımızın derisini korur ve vücut ısımızı dengeler. Saç, oluşumundaki keratin, tırnakta da bulunan oldukça dayanıklı bir maddedir.

Saç İki Bölümdür:

1) Saç kökü: Saç teli saç kökünden çıkar. Saç kökü kafa derisinin yağ tabakasına gömülmüştür ve en uçta kalan kısmına “saç soğanı” denir. Saç soğanında ayrıca saça rengini veren melanin pigmentini oluşturan melanosit hücreleri de bulunur. Saç soğanının en alt kısmında dermal papilla denen damar yumağı bulunur. Bu yapı saçların büyümesi ve beslenmesi için çok önemlidir. Her bir saç kökü, iç ve dış olmak üzere iki kılıf tarafından çevrelenmiştir. Saç kökünün çevresinde ayrıca saçı kayganlaştıran sebum salgılayan sebase bezleri de bulunur.

2) Saç gövdesi: Saçın derinin dışında kalan kısmına “saç gövdesi” denir. Saç gövdesi keratine dönüşmüş ölü hücreler, bunları bir arada tutan maddeler ve sudan oluşmuştur.

Yukarıdaki fizyolojik açıklamanın yanında, saçlar sosyal yaşamda güzelliğimizi tamamlayan bir unsurdur. Bakımlı, parlak ve gür saçlar sadece sağlığımızı yansıtmakla kalmaz, kendimize güvenimizi arttırır. Kadın ya da erkek olmamız bunu değiştirmez. Saçlar önemsenir. Sağlıklı ve güçlü saçlar ideal güzelliğin önemli bir unsuru, kişisel güzelliğin ve cazibenin en önemli parçasıdır. Çeşitli saç modelleri; kişilerin bir nevi mensup oldukları sosyal grupları, kişisel ve sosyal tavırlarını, bazen sadece bir duyguyu yansıtmak veya karşı cinsin ilgisini çekmek için tercih edilebilir. Saçlar, kişiliğimiz ve toplumsal konumumuz hakkında en çok fikir veren organımızdır.

2001 yılında Fransa da ‘saçın kadınların psikolojik durumu üzerindeki etkileri’ isimli bir klinik araştırmada; sağlıklı saçlar ruhsal durumun bütün pozitif boyutlarını arttırmakta ve bütün negatifleri de azaltmaktadır sonucuna varılmıştır.


Cum

2

Saçlarım neden uzamıyor?

02 Oca 2009, 07:20 | RuzgarGulu | henüz yorum yok

Saçlarım neden uzamıyor?
Saçlarımın daha hızlı uzaması için ne yapabilirim?
Neden bazı insanların saçı bellerinden aşağıya kadar uzanırken, bazılarımızın saçı omzunu geçemiyor?

Bu sorular birçok insanın kafasını kurcalar durur. Oysa yanıtı çok basittir.

Yukarıda saç teli ömrünü ortalama 2-6 yıl olarak vermiştik. Bu genetik kodunuzla akalalıdır ve kişiden kişiye değişir. Bir saçın bele kadar uzaması için, yaklaşık 6 yıllık saç teli ömrü gerekir, ki buna periyodik kırık aldırmalar dahildir.

Sizin saç teli ömrünüz genetik olarak 2 yılsa, yani iki yıl yaşayıp iki yılın sonunda dökülüp gidiyoR demektir… Bir saçın bele kadar uzaması için 6 yıllık bir saç ömrü gerektiğine göre, sizin saçınızın hayatınız boyunca, bel uzunluğuna ulaşması mümkün değildir!


Cum

2

Balina Vazo Dekorasyon

02 Oca 2009, 07:19 | RuzgarGulu | henüz yorum yok

Balina Vazo Dekorasyon

 

Balina Vazo Dekorasyon 

 


Cum

2

Dekoratif Kürdanlar

02 Oca 2009, 07:18 | RuzgarGulu | henüz yorum yok

Dekoratif Kürdanlar

 





 Dekoratif Kürdanlar



« Önceki Yazılar   |   Sonraki Yazılar »

Eklenen Son Yazılar

Bağlantılar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390