Paz
16
Diyabet hastalığıyla ilgili merak edilenler
16 Kas 2008, 01:27 | RuzgarGulu | henüz yorum yokDiyabet hastalığıyla ilgili merak edilenler
Günde 10 bin adım atarak diyabet salgınını durdurun
Diyabet hastalığı dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaşıyor. Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz; risk taşıyan kişilere bir ‘adımsayar’ alıp, günde en az 10 bin adım atmalarını öneriyor..
Diyabet ya da şeker hastalığı, günümüzde hemen her ailede bir ya da birkaç kişiyi etkiliyor. Özellikle son 20 yıldır, tüm tahminleri altüst edecek kadar hızlı bir yayılma gösteriyor. Dünyada 250 milyonu aşkın diyabetli, bu sayının iki katı kadar da gizli şeker hastası olduğu tahmin ediliyor. Ülkemizde ise, 6 milyonu aşkın diyabet hastası yaşıyor. Hastalığın başlangıç dönemi, 40′lı yaşlardan çocukluk çağlarına kadar iniyor. Diyabetin Türkiye’de ve dünyada bir salgın gibi yayıldığını belirten Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, bu hastalıkla ilgili sorularımızı yanıtladı:
BESLENMENİZE DİKKAT EDİN!
Diyabetli hasta sayısı son yıllarda neden bu kadar arttı?
Bunun en önemli nedeni; hızla gelişen teknolojinin yarattığı yeni yaşam modelidir. TV, bilgisayar ya da internet başında geçirilen hareketsiz saatler, otomobilin günlük yaşamımıza girmesi, egzersizin azalması, fastfood’un yayılması hem obezitenin, hem de gizli şeker ve diyabetin gelişimini hızlandırdı.
Diyabet nasıl önlenir?
Riskli olan ya da tokluk kan şekeri ile gizli şekeri olduğu saptanan kişiler, ilaç kullanmadan diyabetin gelişini geciktirebilir ya da önleyebilir. Finlandiya’da yapılan bir çalışma; her gün bir saat yürüyen kişilerde diyabet oluşumunun yüzde 35 engellendiğini gösterdi. Risk taşıyan kişiler bir ‘adımsayar’ alıp, günde en az 10 bin adım atmaya yani yaklaşık 6 km. yürümeye çalışabilir. Gizli şekeri önlemenin en iyi yöntemi; uygun bir beslenme programı ile ideal kiloya dönmektir. Gizli şeker döneminde, ara öğünlerde insülin salgısını tetikleyecek hızlı emilen karbonhidratlı gıdalardan (Şekerleme, meyve, simit, beyaz ekmek vb.) kaçınılmalıdır. Ara öğünler glisemik indeksi düşük ve emilimi yavaş gıdalardan (Kepek, çavdar, yulaf, tam buğday ekmeği vb.) hazırlanmalıdır. Ana öğünlerde ise, aşırı yağlı ve kolesterolü yükselten gıdalar tüketilmemelidir.
İnsülin tedavisi ne zaman gerekir?
Hastalığın nedeni insülin eksikliği olduğu için en fizyolojik tedavi de insülin tedavisidir. İnsülin alışkanlık yapmaz. Kan şekeri aşırı yükseldiğinde, gebelikte, ameliyatlarda geçici olarak insülin verilip; sonra ağızdan hap tedavisine dönülebilir. A1C testi yüzde 8′in üzerinde olan hastalar, mutlaka insüline başlayarak bunu yüzde 6.5′in altına indirmelidir.
Tokken ölçtürün!
Gizli şeker nasıl anlaşılır?
Gizli şeker, insülinin düzensiz ve aşırı salgılanmasıyla ortaya çıkar. Şiddetli acıkma atakları, açlığa tahammülsüzlük, baş ağrısı, fenalık hissi, tatlı krizleri, hamurlu gıdalara eğilim, yemekten sonra ağırlık çökmesi ve uyku eğilimi belirtilerindendir. Tokluk kan şekeri yemekten sonraki ilk 2 saat içinde 140-199 mg/dl arasında olanlar, diyabet açısından riskli olarak kabul edilir.
A1C testi yaptırın!
Diyabetli bir hasta, organ hasarlarından nasıl korunur?
Diyabetin başlangıcından itibaren 10 yıl boyunca genel olarak hastayı uyaran ya da yaşam kalitesini bozan bir bulgu olmaz. Hastalık sinsice seyreder. Bu süreç, hasta açısından yanıltıcıdır. Burada en önemli tanı aracı, A1C testidir. A1C testi diyabet hastasının 2 aylık kan şeker ortalamasını gösterir.
ORGANLARINIZ HASAR ALABİLİR!
Kişinin A1C testi, yüzde 6.5 değerinin altında olmalıdır. Beyaz alanda yer alan bu değerin altında, diyabete bağlı organ hasarlarının gelişmediği kabul edilmektedir. 6.6-8.0 değerleri arasına denk gelen sarı alanda ise; büyük damar hasarı, hipertansiyon, koroner bozukluğu, diyabetik ayak ve inme gibi problemler boy gösterebilmektedir. Eğer bu değer 8.1 ve üstünde ise; bu kez küçük damar hasarı, göz bozukluğu, böbrek bozukluğu ya da ayak sinir hasarı oluşabilir.
Kimler risk taşıyor? 
Ailesinde diyabetli kişiler olan herkes.
Doğum sırasında 20 kilodan fazla kilo alan ya da 4 kilodan daha ağır bir bebek doğuran anneler.
45 yaşın altında, yüksek tansiyonu bulunan, kan yağları yüksek olan ya da şişmanlık sorunu yaşayan kişiler.
Amerikan Diyabet Birliği’ne göre; 45 yaşın üzerindeki herkesin glikoz yükleme testi yaptırarak, kapsamlı bir kontrolden geçmesi gerekmektedir.
Her öğün börek keyfi: Çin böreği
Karnımız zil çaldığında her daim imdadımıza yetişir o. Yeter ki bir yerlerde hazır olarak bekliyor olsun bizi. Sabah kahvaltıda, öğlen çay eşliğinde ya da yemeğin mevcut olmadığı bir öğrenci evinde daha da değerlidir. Börek sevmeyen insan sayısı çok azdır. Çünkü her damak tadına hitap eden çeşidi mevcuttur.
Çoğu zaman teferruatlı bir iş olarak görünür gözümüze börek yapmak. Hele fırını olmayan bekarlar için, öğrenciler için çoğu tarif çoktan rafa kalkmıştır bile. Fakat Çin böreği mutfakta kolaylıktan taviz vermeyenler için adeta reçete niteliğinde. Öyle oturup hamur yoğurmanıza da gerek yok. Hazır yufkalar ile kolayca yapabileceğiniz bu tarif ne zaman sıkışsanız sizinle. Hatta öğünlük yapmak yerine elinizi bulaştırdığınızda fazladan yapıp dolapta saklayabilirsiniz. Böylece ne zaman börek yemeye ihtiyaç duysanız hemen kızartıp yiyebilirsiniz. Bizden söylemesi.
Yapılışı: Soğanı yuvarlak yuvarlak doğrayın. Kabak ve havucu rendeleyin. Mantarları yuvarlak yuvarlak doğrayın. Bir tencereye iki kaşık sıvı yağ koyup soğanları ve mantarları birlikte soteleyin. Rendelenen kabak ve havuçları da ekleyin. Tuz, soya sosu, pul biber, karabiber ilave edip hepsini karıştırın. Bir yufkayı önce dörde bölün. Sonra her bölünen yufkayı iki üçgen şeklinde kesin. Sotelenen harçtan yufkaların geniş kısmına koyup kenarlarını içe doğru katlayıp sigara böreği gibi sarın. Önce çırpılmış yumurtaya sonra galeta ununa bulayın. Börekleri sonra kızartın.
Çin böreği
MALZEME:
3 adet yufka
1 kabak
1 havuç
1 soğan
5-6 tane mantar
1 su bardağı galeta unu
1 çorba kaşığı soya sosu
2 yumurta
Tuz, karabiber, pul biber, tuz
Kızartmak için sıvı yağ
Sinem Kobal Resimleri








Tags: KOBAL, Resimleri, SİNEM
Paz
16
Sinem Kobal aptal sarışın imajından kurtuluyor
16 Kas 2008, 01:25 | RuzgarGulu | henüz yorum yokSinem Kobal aptal sarışın imajından kurtuluyor
Kendi deyimi ile “haddini bilen” biri olan Kobal, hakkında merak edilenleri Elle dergisine anlattı.
Sinem Kobal… Henüz 21 yaşındaki genç bir oyuncuya göre ne istediğini, kim olduğunu ve neler yapabileceğini çok iyi bilen biri o… Cevap verirken tereddüt etmiyor. Yaptığı işe, aşka ve kendine inanıyor. Televizyon sayesinde 7’den 70’e herkes artık onu tanıyor, ama bu durum bile onu şımartmamış. Kendi deyimi ile “haddini bilen” biri olan Kobal, hakkında merak edilenleri Elle dergisine anlattı.
Hayatınızın eskisi gibi olmadığını, bir şeylerin değiştiğini ne zaman anladınız?
Çevremdeki insanların tepkileri değişmeye başladığında, hayatımın biraz daha kısıtlandığını anladım.
Bu tam olarak ne zaman oldu, “Selena” dizisi ile birlikte mi?
- Hayır, çok daha önce. Biliyorsunuz ondan evvel “Dadı” adlı sit-com’da rol almıştım. Bu dönemin ortalarında bir şeylerin değiştiğini hissetmeye başladım. Konservatuvara başlamıştım. Okulum Kadıköy’deydi. Bir anda artık oralara tek başıma gidememeye başladım. İşte o zaman hayatımın eskisi kadar rahat olamayacağını, bir şeylerin değiştiğini fark ettim.
Hayatınızın bu şekilde kısıtlanması sizi nasıl etkiledi?
- Bundan çok fazla yakınan biri değilim. Bu mesleğin bir bedeli olduğunu biliyorum. Biz oyuncuların bencil olma hakkı yok. Sonuçta bu işi insanlar için, onlara bir şeyleri beğendirmek için yapıyoruz. Bunu takdir etmeleri çok hoş. Tepki göstermeleri çok doğal, buna hakları var. Bundan şikayet etmemem gerektiğini düşünüyorum. Bu tür şeylerle nerelerde karşılaşacağımızı hepimiz biliyoruz. Mesela ben Nişantaşı’nda yürürken o kadar zorlanmıyorum, ama Kadıköy’de durum değişiyor. Ben de ona göre hareket ediyorum. Herkesin gezdiği yerlerde gezmeyi çok seviyorum. Ancak bu mesleğe başladığımdan beri bu pek mümkün olmuyor.
Ünlü olmanın olumsuzluklarını biliyorsunuz, bunun yanında güzel olmanın herhangi bir dezavantajını yaşadınız mı? Size hep iyi karakter, hep cici kız rolleri verilir diye endişeleriniz var mı?
- Aslında ben bu konudaki önyargıları yıkmış durumdayım. Güzel değil de mesela sarışın olmakla ilgili bir şeyler söyleyebilirim. Türkiye’de sarışınlara çok fazla iyi karakterleri oynatmazlar. Bu işe başlarken acaba bana hep kötü karakteri, fettan kadın rölünü mü verecekler diye endişelerim vardı. Ancak bunu yıkmayı başardım. Artık bana bir rol verilirken saçımın rengine göre karar verileceğini sanmıyorum. Sarışın olmanın dezavantaj olacağı noktayı yıktım.
Oyunculuk yapmaya başladığınızda, uzun yıllar eğitimini aldığınız baleden vazgeçtiniz. Daha sonra tiyatro eğitimi aldınız. Peki hiç tiyatro yaptınız mı?
- Yaptım. Baleyi de bıraktım sayılmaz. Baleden vazgeçmedim, eğitimimi tamamladım, yani yarıda kalmış değil. Ancak devamını getirmedim. Tam sınava mı girsem, konservatuvara mı devam etsem diye karar vermeye çalışırken, “Dadı” dizisine başladım. Orada Haldun Dormen ile tanıştım. Onun sayesinde konservatuvara iki sene misafir öğrenci olarak devam ettim. Ve onlarla beraber birçok müzikalde sahne aldım. Başka tiyatro oyunlarında da rol aldım. Ancak “Selena” dizisi başladığından beri tiyatro yapmaya fırsat kalmıyor.
“Selena” birkaç sezondur devam ediyor. Uzun süre aynı karakteri canlandırmak bir oyuncu açısından riskli değil mi?
- Yaptığım işler en az iki sene sürdüğü için buna alışkınım. “Dadı” da üç sene sürmüştü, ondan sonraki işim de öyle. Başarılı bir işin ardından gelecek olan proje yine iyi olursa, sorun yok. Yani “Selena” karakteri üzerime yapışır diye korkmuyorum.
Kendinizi televizyonda izlediğinizde ne hissediyorsunuz? Kendinizi beğeniyor musunuz?
- Kendimi acımasızca eleştiriyorum.
Neden, kendinizi ekranda beğenmiyor musunuz?
- Beğenmemekle ilgisi yok. Ne yaptığımı görmek için izliyorsam, hep bir yanlış arıyorum. Çünkü yanlışlarımı bularak kendimi geliştirebileceğime inanıyorum. “Ben oldum, her şey süper, her şey muhteşem” dediğin nokta, tıkandığın noktadır. Hayat sürekli değişiyor, insanlar da sürekli değişiyor. Bu durumda senin de değişmen gerekiyor. Evet, ben iyiyim. Ama şu an, şu saate göre, yani şimdi iyiyim. Birkaç ay veya bir yıl sonra da aynı kalmaya devam edersem, o zaman iyi değilim demektir. Kendime hep eleştirel gözle bakmayı tercih ediyorum. Yine de kendimi ekranda izlerken çok keyif aldığımı da itiraf etmeliyim. Oyunculuk zor bir iş. O kadar emek veriyorsunuz. Tüm bunların sonucunda ortaya iyi bir iş çıkınca bundan keyif alıyorsunuz.
Çok uzun süre yeni teklif alamazsam, zorunlu olarak uzun bir ara verirsem ne yaparım diye düşündünüz mü?
- Düşünmedim. Böyle bir şey olursa hemen yurtdışına giderim. Hemen oyunculukla ilgili workshop’lara yazılırım. Zaten böyle bir boşluk bulmaya çalışıyorum ama şimdilerde buna fırsatım yok… Özetle; siz durmadan, vazgeçmeden hiçbir şey durmaz. Sadece siz öyle zannedersiniz. Bir de bazı şeyler için doğru zamanı beklemek gerekir. Hayatımda bir boşluk olursa onu en iyi şekilde değerlendirmeye çalışırım. Olaylara olumlu yönden bakarım. Ah, vah derken karşıma çıkacak fırsatları kaçırmak istemem.
Demek ki çok mantıklı birisiniz…
- İşim söz konusu olduğunda mantıkla hareket eden biriyimdir. Ama özel yaşamımda farklı. Konu arkadaşlık veya aşk olunca çok duygusalımdır. Çok fazla mantığımla hareket etmem. Duygular ön plana geçiyor.
Aşk mı kariyer mi?
- Böyle bir seçim yapmak zorunda kalmak bana çok saçma geliyor. Ne istediğini bilen insanlar, yapmak istediği işlerden ve yaşadığı sevgiden eminlerse, ikisi arasında seçim yapmak zorunda kalmazlar.
Evlilik fikrinden ürkmüyorum ama henüz böyle bir plan yok
Sizinle iligili hiç yalan haber çıktı mı?
- Oldu tabii. Bu yaz, bir gün arabayla setten eve dönüyorum.Radyoda bir anons: “Genç oyuncu Sinem Kobal sevgilisi ile 26 Temmuz’da evleniyor!” Tarih de veriyorlar! Ben bile şaşırdım, evleniyor muyum, nasıl yani diye.
Bu haber durup dururken niye çıktı? Yoksa yakında evlenmeyi mi düşünüyorsunuz?
- Tabii ki hayır, şu anda böyle bir şey yok.
Evlilik için belirlediğiniz bir yaş var mı?
- Hayır. Dediğim gibi, özel hayatta çok duygusal hareket ettiğim için öyle planlar yapmamın bir anlamı olmaz. Özel hayatım söz konusu olduğunda söylediğim tek şey var, umarım benim için en hayırlısı ve doğru zamanda olur.
Demek evlilik fikri sizi yine de ürkütmüyor…
- Beni hayatta hiçbir şey ürkütmüyor. Benden çok daha zor koşullarda yaşayan insanlar var. Beni sürekli kollayan, yanımda olan bir ailem var. Sağlıklıyım. Demek ki ne kadar şanslıyım, neden korkayım ki! Kafamı bir dolu gereksiz şeye takmayı, şikayet etmeyi şımarıklık olarak algılıyorum. Kendimle barışık, mutlu ve cesur bir insanım.
Oyuculukta kurallar değil fikirlerim var
Oyunculukta şunu yaparım, bunu yapmam gibi kurallarınız var mı? Yani “Sinem Kobal kuralları” söz konusu mu?
- Oyunculukta kurallarım yok, fikirlerim var. Kurallarımın olduğunu iddia edip haddimi aşmak istemem. Böyle bir şey yaparsam, bu mesleği yıllarca icra eden başarılı oyunclulara ayıp olur. Ancak onların kuralları olabilir diye düşünüyorum. Ama bana gelen teklifler arasında seçim yapma hakkım var. Bana bu hakkı tanıyorlar. Bu da hoş bir şey. Seçici olmaya çalışıyorum.
Aşık olunca yerimde duramam
21 yaşındasınız. Hiç aşık oldunuz mu?
- Oldum. Aşk çok güzel bir şey. İnsan aşık olduğunda değişiyor. Mesela bana enerji veriyor. Yerimde duramıyorum, sürekli konuşuyorum… Aşık olmak herkesi farklı etkiliyor. Bu durum aşkınızın karşılıklı ya da karşılıksız olmasına göre değişir. Aşk sizi dugusal olarak göklere de çıkarabilir, yerlerde sürünmenize de sebep olabilir.







Nasıl ünlü oldular?
Sinema filmleri, tiyatrolar ve dizilerde oynarken bizi yetenekleriyle büyüleyen, kah güldürüp kah ağlatan sanatçılar için “Sanki artist doğmuş” der misiniz hiç? ‘Artiz’ olmak için doğsalar bile olana kadar hiç umulmadık işlere girip çıkmış olabilecekleri aklınıza gelir mi? Yanıtlarınız ‘hayır’ ise Hafta Sonu’nun bu haberi sizi çok şaşırtacak demektir.
NURGÜL YEŞİLÇAY
Laf olsun diye sınava girdi
İzmir doğumlu Nurgül Yeşilçay, üniversite çağına geldiğinde Eskişehir’e gitti. Özgürlüğünün arayışındaydı. Tiyatro hakkında hiçbir şey bilmeden Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın sınavına girdi ama kazanamadı. Sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nü kazandı. İzmir’de yaşıyordu ve biraz da ailesinden uzakta okumak istiyordu. İlk sene okulu çok önemsemedi. Ertesi yıl tiyatroyu tutku derecesinde sevmeye başladı. Daha sonra “İkinci Bahar” dizisi için oyuncu seçmelerine girdi. Elediler, elediler, sonra onun diziye katılabileceğine karar verdiler. Türkân Şoray’ın kızı Gülsüm rolünü aldı ve milyonların hayranlığını kazandı.
NECATİ ŞAŞMAZ
11 Eylül hayatını değiştirdi
Asıl mesleği turizmcilik olan Necati Şaşmaz, eğitimini Kanada’da tamamladı. Amerika’da altı sene kaldı. 2001’de ailesini ziyarete geldiği sırada dönüş uçak biletini 11 Eylül tarihine aldı. ABD’de yaşanan saldırılar sebebiyle uçağı geri döndü. Hayatına Türkiye’de devam etme kararı aldı ve Ankara’da sigorta acentesi açtı. Çok geçmeden İstanbul’da Osman Sınav’la bir iş görüşmesinde buluştu. Bir yapımın senaryo ekibinde yer alacağını sanıyordu, Sınav’ın “Bir dizide seni başrol düşünüyorum” teklifini kabul etti, hayatı değişti.
MEHMET ALİ ERBİL
Üvey babadan kaçtı, yıldız oldu
Babası Saadettin Erbil tiyatro ve sinema dünyasının usta oyuncularındandı. Daha dört yaşındayken anne ve babası ayrılınca, o da ağabeyiyle birlikte annesi Yurdagül Eken’in yanında kaldı. Sonra annesi bir subayla evlendi. Ancak lise çağına geldiğinde üvey baba yanında daha fazla kalamayacağını anladı. Ağabeyi Mustafa’yla birlikte 1970 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı sınavlarına girdi. o kazandı, ağabeyi kaybetti. Tiyatro bölümüne yatılı olarak kaydoldu. Yaşı daha 14’tü. Okuldan mezun olunca Devlet Tiyatroları’nda dört yıl çeşitli oyunlarda oynadı. 21 yaşına geldiğinde ya maaşa talim edecek ya da İstanbul’a gidip bir aylık maaşı bir gecede kazanacaktı. O, ikincisini tercih etti.
PERİHAN SAVAŞ
13’ünde naylon çorap uğruna evlendi
Beş yaşında İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Bölümü’nde sahneye çıktı. Ortaokuldan sonra öğrenimini bıraktı. İlk evliliğini 13 yaşında, naylon çorap ve topuklu ayakkabı giyebileceğini düşünerek yaptı. Hatta hâkim ailesine, “13 yaşındaki kızı evlendirmeye utanmıyor musunuz?” dedi ama nikâh kıyıldı. Fakat eşi “Tiyatrodan ayrıl” deyince boşandı. 10 yıl tiyatroyla ilgilendi. Birçok oyunda oynadı. 1971 yılında “Şehzade Sinbad Kaf Dağı” adlı filmde ufak bir rol aldı. 1972 yılında “Korkusuz Beşler” filmiyle başrole yükseldi.
- Bebek Hırkıları Kazakları Yelekleri
- Derya Baykal Bolero Yapımı
- Yeşil hoş bir bayan şal modeli
- Bebek Hırkaları Yelekleri
- Bolero ve buluz takımı
- Bolero ve buluz takımı
- Bu Ayakkabı ve Çantalar Kaçmaz!
- Bayanlara Özel Şık Şapkalar …
- Vahşi lüks sonbahar çantaları
- DKNY Jeans Sezon Koleksiyonu
- Köpüşş Çanta Modelleri
- Örgü TozLukLar..
- “Saçtan kıyafete, modanın her yerinde gerçeklik”
- Kızlar için smileyler
- Şapka Modelleri
- Party & Cocktail Kıyafetleri
- Dar Paça Kot Pantolanlar
- 2009 Kış Ceket Modelleri, Moda 2009
- Çiçekli Saat Modelleri 2009 Bayan Saatleri
- Çok şık çiçekli saatler
- 2009 Kışı İçin Mudo’dan triko modelleri
- 2009 Kış Sezonu Victoria’s Secret Bot Modelleri
- lacoste 2009 ilkbahar koleksiyonu
- Çift yönlü bebek kapşonu
- Örgü paspas modeli
Bağlantılar